Search
Close this search box.

CHP’NİN DHKP-C AÇILIMI

11 Nisan 2020
Meltem AYVALI
Öncü Kadın Genel Başkanı

DHKP-C’ye yönelik operasyonda gözaltına alınan ve tutuklanan İbrahim Gökçek ile tahliye edilen Helin Bölek’in açlık grevi ölüm orucuna dönüşmüştü, Helin Bölek hayatını kaybetti, İbrahim Gökçek’in ölüm orucu devam ediyor. Helin Bölek’in örgütsel ritüellerle gerçekleşen cenaze töreninin ardından sosyal medyadan açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ölüm orucu taleplerinin karşılanmasını istedi. Neydi o talepler?

  1. İdil Kültür Merkezi’ne yönelik operasyonların durması (DHKP-C terör örgütünün İstanbul’daki karargâhı olarak bilinen merkeze yapılan operasyonda “sağır oda” denilen gizli bir bölmede aralarında örgüt genel sekreteri ve Türkiye sorumlusunun bulunduğu komite toplantısı basılmıştı)
  2. Grup üyelerine yönelik davaların düşürülmesi, yakalama kararlarının kaldırılması (DHKP-C terör örgütünün yurtdışında bulunan yöneticilerinden talimat aldığı ve Türkiye’de örgüt adına toplantılar yaptığı, eylemlere katıldığı tespit edilen Selma Altın, İnan Altın, İbrahim Gökçek gibi Grup Yorum üyeleri İçişleri Bakanlığının gri listesindeydi. Selma Altın ve İnan Altın Fransa’ya iltica etti)
  3. Konser yasaklarının son bulması (Grup Yorum konserleri terör propagandası yapıldığı için yasaklanmıştı. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden DHKP-Cli terörist Şafak Yayla’nın konserlerde alkışlatılması, polisimizi şehit eden bir teröristin adına şarkı yazılması örnek gösterilmişti.)

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun son derece isabetli bulduğum “ölümü kutsuyorsunuz” cevabıyla alevlenen tartışma meclis tarihinin en talihsiz ve en çirkin konuşmalarından biriyle sonlandı. Özgür Özel öyle bir konuşma yaptı ki; hem terörü normalleştirdi hem yaşam hakkını savundu! Yetmedi,milletvekilleri Ali Şeker’in ölüm orucu ziyaretini izaha çalışırken olayı müzik yapmaya, konser vermeye indirgeyip bir güzel masumlaştırdı! Yetmedi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin İçişleri Bakanı ile terör örgütünü bir tuttu! Çünkü devlet “DHKP-C’ye özgürlük” talebini kabul etmeliydi.  O zaman gençler ölmeyecekti! Bunları söylerken sürekli bağırıyor, yerinden fırlayacak gibi oluyor, ara sıra boğazı düğümleniyor, sesi titriyordu. İşte Özgür Özel’in şov dünyası!

Unutmadan söyleyelim… Ali Şeker’in olayla ilgisi hastane ziyaretiyle sınırlı değil. CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile birlikte Silivri Cezaevine giderek Grup Yorum’un DHKP-C davası çıkışı yapılan “dayanışma” açıklamasına katıldı. Yani siyaseten aynı cephedeler.

CHP uzunca bir süredir teröre özgürlük kampanyasının başını çekiyor. Zaman zaman HDP’yi bile geride bırakıyor. İnfaz paketi tartışmaları bir haftadır PKK ve FETÖ’ye özgürlük propagandasını hortlatmıştı. Muhaliflere özgürlük! Siyasilere özgürlük! Düşünce suçlularına özgürlük! Gazetecilere özgürlük!

Selahattin Demirtaş’ı muhalif, Figen Yüksekdağ’ı siyasi, Mehmet Baransu’yu gazeteci sayınca liste uzuyordu. Şimdi buna yenisi eklendi. Müzisyenlere özgürlük! DHKP-C’ye özgürlük! Başrolde yine Özgür Özel!

Ağlamaklı ve bağırmalı çağırmalı konuşmasını dinlerken düşünmeden edemedim. Mersin’de terzi çıraklığı yaparak eğitimini tamamlayabilen ve Cumhuriyet savcısı olan, Berkin Elvan davasını aydınlatmak üzereyken görevi başında DHKP-C kurşunuyla şehit edilen Mehmet Selim Kiraz bir an olsun gözlerinin önüne gelmiş midir, vicdanı sızlamış mıdır? “Bir kere konser verdirseydiniz” derken örgüte özendirilebilecek gençlerin sorumluluğunu düşünmüş müdür? Terörle mücadelenin başındaki bakanlarımıza her fırsatta “had bildirmeye” kalkan Özel, PKK’nın katlettiği Aybüke Yalçın için meclis kürsüsünden ittifak ortağı HDP’nin gözlerinin içine bakarak  “gençlerimizi öldürmeyin” diye bağırabilecek kadar da cesur mudur? Şahit olmadık… Peki ya insan hakları savunucusu, gezgin milletvekiliniz Ali Şeker? Diyarbakır annelerini ziyaret ederek PKK’nın kaçırdığı çocukların hakkını aramayı düşünür mü? Hiç sanmıyorum…

Ölüm orucu tasvip edilmesi mümkün olmayan ilkel bir eylem biçimidir. Bu eylemler üzerinden, sonu gelmeyecek taleplerle terörün meşrulaştırılması da kabul edilemez. Devlet, ölüm orucundakinin hayatı ile teröre hedef olacakların hayatı arasında tercih yapmaya mecbur bırakılamaz. Kaybedilen hayatların sorumlusu ölüm orucunu dayatan terör örgütleridir.

Son olarak ifade etmeliyim ki; meclis kürsüsünden kabadayılık taslayanlara, ağzından pislik saçanlara, höt zötlerle şiddet üretenlere tahammül edemiyoruz. Topluma örnek olma sorumluluğu olanları, saygılı davranmaya ve nezakete davet ediyoruz.