Search
Close this search box.

BİGADİÇLİ NAZİFE KADIN

Milli mücadeleye katılmış kadın kahramanlarımız, yunanı denize dökerek Nazife Kadın ve nice şerefli masum insanımızın intikamını almıştır.
27 Mayıs 2020
Hamiyet ESMER

Milli Mücadele’ ye katılan kadınlardan bir kısmı çetelere katılarak faaliyet göstermiş bazıları birliklere komuta etmiş kimileri cepheye yardım taşırken, kimileri düşmana yakalanıp yakılmış öldürülmüştür.

İstiklâlsiz Yaşayamayan Kadınlarımız

Memleket için tam bir ölüm kalım savaşı olan İstiklal Harbi’nde, Türk kadını daima iftihar ve şükranla anılacak hizmetlerde bulunmuştur. Yunan ve Ermenilerin işgalleri sürecinde yaptıkları zulüm ve tecavüzler akıl almaz boyutlardaydı.

Nazife Kadın ellili yaşların başında eşini ve oğlunu cepheye göndermiş, vatana feda etmişti. Geriye cesareti, vatanının içinde bulunduğu çıkmazın izlerini taşıyan bembeyaz saçları, şerefle anlatacak anıları ve vatanından önde tutmadığı kocaman bir yüreği kalmıştı.

Çanakkale’yi işgal etmek isteyen Yunanlı askerler milleti korku ve çaresizliğe sürükleyip yıldırmayı amaçlıyordu. Köylerde işgal, baskılar artıyordu, bu durum kadın ve çocuklar için büyük riskti.

Nazife Kadın, köy içerisinde eri askere gitmiş gelinlerin ve kimsesiz yaşlıların, durumlarına bakmak için iki günde bir onları ziyaret eder, onların dertlerine derman olurdu.

Bir yandan da yakın köylerin, Yunan işgaline uğradığı haberlerini alır, cepheye mühimmat desteği ve köylüye yardımlaşma çağrısı yaparak, çorap battaniye, gıda-erzak gibi malzemelerin toplanmasına öncülük ederdi. Nazife Kadın’ın köylü kadınlar üzerinde ağırlığı oluşmuştu. Köylü onu önder bellemiş, komutan olarak görüyordu. Kadınlar da, kocaları ve oğulları gibi artık askerdi.

Toplanan tüm bu malzemelerin cepheye ulaştırılması gerekiyordu. Binbir zorlukla, sırtlarında ağır erzakları düşman askerlerine yakalanmadan kaç kez Nazife Kadın önderliğinde taşıma kararlılığını göstermişlerdi. Bu durum Yunan askerlerinin köylü kadınlarının cepheye erzak taşıdığı tespit edilene dek sürdü. Bu malzemelerin sevkiyatı sırasında yakalandıklarında tüm kadın ve çocukların zulüm göreceğini düşünen Nazife Kadın, radikal bir karar alır. Bundan böyle sevkiyat işini tek başına yapacaktır.

Ölmekten Değil Esir Olmaktan Korkuyordu

Nazife Kadın üstlendiği bu görevle Yunan askerlerine yakalanmamak için, türlü güvenli yollar arayarak cepheye erzak ulaştırmaya devam ediyordu. Tehlikeli olmayan güvenli yollar arayarak ilerlediği bir günde, karşıdan gelen askerleri fark eder. Gelenler, Yunan askeridir. Nazife Kadın esir edilir, erzaklara el konulur. Erzak sevkiyatının yerini söylemesi için sorgulanan, ama konuşmayan Nazife Kadın’ı saatlerce dövüp eziyet ederler.

“Konuş Yoksa Öldürüleceksin”

Konuşturamayacaklarını anlayan askerler, Nazife Kadın’ı yanlarına alarak köyüne, evine getirirler. Tüm köylünün gözü önünde Nazife Kadın’a konuşması için işkence ederler. “Konuş yoksa Öldürüleceksin“ diye bağıran Yunan askerlerini duymuyordu bile Nazife kadın. Muhittin Dede’nin “ÖL AMA KİMSEYE DEME NAZİFE GELİN” sözü geliyordu aklına. İşkence ve tehditlere rağmen konuşmadı Bigadiçli Nazife Kadın. Bu duruma sinirlenen Yunan komutan onun fırına atılıp yakılması talimatını verdi. Nazife Kadın, diri diri yakılarak hunharca şehit edildi.

Sırtında top mermisi taşıyan köylü kadın heykeli ne bir masal, ne de bir şehir efsanesidir. Türk kadını tarih boyunca hiç bir zaman vatan ve millet aşkından, şeref ve haysiyet duygusundan yoksun olmamıştır.

Milli mücadeleye katılmış kadın kahramanlarımız, yunanı denize dökerek Nazife Kadın ve nice şerefli masum insanımızın intikamını almıştır.

Minnetle ve saygıyla anıyoruz.